Türkiye’de 1930’lu Yıllar

Türkiye’de 1930’lu Yıllar

Prof. Dr. Sina Akşin, Prof. Dr. Ömür Sezgin

Prof. Dr. Ahmet Makal, Doç. Dr. Melek Fırat

Doç. Dr. Koray Karasu

Değişik bölümlerin hocaları tarafından ortaklaşa yürütülen ve çok disiplinli bir nitelik taşıyan bu derste, Türk toplumunun tarihsel gelişim süreci içerisinde çok özel bir dönem teşkil eden ve izleri günümüze kadar uzanan 1930’lu yıllar, değişik boyutlarıyla ve derinlemesine incelenmektedir. 1930’lu yıllar siyasal, yönetsel ve iktisadi politikalar açısından merkezileşmenin ve Cumhuriyetin kurumsallaşmasının yaşandığı bir dönemdir. Siyasal açıdan bakıldığında, dönem tek parti yönetiminin giderek yerleşiklik kazandığı bir dönemdir. İktisadi açıdan bakıldığında ise 1920’li yılların liberal uygulamalarının yerini devletçi iktisat politikaları almakta, iktisadi planlama ve giderek geliştirilen iktisadi devlet teşekküllerinin temel bileşenlerini oluşturduğu yeni bir döneme geçilmektedir. Bu çerçevede, Türkiye tarihinde nadir görülen bir iktisadi büyüme sağlanırken, buna koşut olarak çalışma ilişkileri alanı da gelişmekte, bağımlı çalışanlar kitlesi ciddi bir artış göstermektedir. Siyaset ve iktisat alanlarındaki gelişmelere koşut biçimde emek evreninin de düzenlenmesi ihtiyacı ortaya çıkarken, 1936 yılında çıkarılan İş Kanunu, bireysel iş ilişkileri alanındaki koruyucu, toplu iş ilişkileri alanındaki otoriter yapısıyla bunun temel aracı olma işlevini üstlenmektedir. Uluslararası ilişkiler açısından, 1929 ekonomik bunalımından II. Dünya Savaşı’na kadar dönemde, çok kutuplu bir dünyada Türkiye’nin izlediği statükocu dış politika anlatılmaktadır. Kamu yönetimi açısından başta 1924 Anayasası’nın idarenin esaslarına ve kuruluşuna ilişkin hükümleri olmak üzere, bu dönemde merkezileşme politikalarını yaşama geçirmek amacıyla, çıkarılan çok sayıda yasal düzenleme ve oluşturulan yeni kurumlar önem taşımaktadır. Umumi müfettişliklerin sayısının ve etkisinin artması, Cumhuriyet tarihinde sadece bu dönemde kısa bir süre uygulanan ve günümüzde de kurulması tartışılan siyasi müsteşarlıkların varlığı da dönemin diğer önemli özellikleri arasında sayılabilir.